| | Üretsiz Blog oluştur

Nasıl kilo alınır?

3275450 

Çeşitli hastalıklara yol açan zayıflık, ayrıca ciltte kırışıklıklara, yorgunluk, kansızlık, sinirliliğe neden olur. Kilo almak için sağlıklı beslenmek gerekir.

 Çoğunluğa göre şans olarak değerlendirilen zayıflık, aslında çok da tercih edilecek bir durum değil. Çünkü cildin erkenden kırışması, çabuk yorulma, baş dönmesi, kansızlık, kalp damar hastalıkları riski, sinirlilik, hepsinden önemlisi bağışıklık sisteminin zayıf düşmesi nedeniyle çeşitli hastalıklara davetiye çıkarması, zayıflığın handikaplarından sadece birkaç tanesi…
Tıpkı aşırı şişmanlık gibi zayıflıktan da kurtulmak, sadece sağlıklı bir beslenme programı ile mümkün. Vücudumuzun gereksinim duyduğu vitamin, mineral ve diğer beslenme öğelerini dengeli bir şekilde karşılayarak, hem bünyemizi, hem de dış görüntümüzü sağlıklı hale getirebiliriz.
Ne yazık ki sağlıklı bir beslenme programını, gerçek hayatta uygulamamız bu kadar kolay değil. Gerek alışkanlıklarımızı değiştirmenin zorluğu, gerekse sağlıklı beslenmeyi yeterince bilmemek, bizi ya aşırı kilolara, ya da aşırı zayıflığa itiyor.
Zayıflık neden olur?
Vücudun normal ağırlığının 10-15 kg altında olması zayıflık olarak tanımlanırken, 15-20 kg altında olması, aşırı zayıflık olarak değerlendirilir. Ciddi sorunlara yol açabilecek aşırı zayıflık, hele bir de çocuklarda görülürse, tehlike çanları çalmaya başlar. Çocuğun yeterince sağlıklı beslenmediğini gösteren bu durum, onların ruhsal ve bedensel gelişiminin olumsuz yönde etkileneceğinin en büyük sinyali. Yetişkinlerde görülen zayıflık ise, iş veriminin düşmesinden sağlığın bozulmasına, depresyondan yaşam kalitesinin azalmasına kadar, pek çok ciddi sorunlara yol açar.
Zayıflık genellikle genetik faktörlerden kaynaklanır. Ayrıca hormonlardaki düzensizlikler ve tiroid bezinin aşırı çalışması da zayıflığa neden olabilir. Zayıflığın nedeni, endokrinolojik tahlillerle saptanabilir.
Kilo almak için neler yapılmalı?
Öncelikle zayıflığın nedeni araştırılmalı. Eğer kişi hormonal nedenlerden dolayı zayıfsa, mutlaka hormon tedavisi yapılmalı. Eğer zayıflık beslenmeden kaynaklanıyorsa, beslenme alışkanlıklarının değişmesi gerekir.
Beslenmeden kaynaklanan zayıflık için anahtar rolü, tıpkı aşırı kilo gibi düzenli diyet ve egzersiz oynar. 

Çok yaşanılan bir başka yanılgı da, aşırı zayıf kişilerin kilo alabilmek için yağlı besinleri tercih etmesidir. Oysa kilo almak isteyenlerin diyetinde yer alan kalorilerin, yağlı bazlı değil, karbonhidrat ve protein bazlı olması gerekir. Diyette yer alacak proteinler vücuttaki kas kütlesini korurken, karbonhidratlar kilo almak için gereken enerjiyi sağlar. Ayrıca seçilen karbonhidrat kaynaklarının glisemik indeksleri de düşük olmalı. Glisemik indeksi yüksek, bal, reçel gibi karbonhidratlar, kan seviyelerinde ani sıçramalar yaparak, yağ halinde depolanmalarına yol açar.

Değişen beden imajları

3115372

Çağlar boyu değişen beden imajları, insanı ne güzel, ne de çirkin yapabilir. Önemli olan kişinin aktif bir yaşam ve doğru beslenmeyle beden ve ruh sağlığını koruması, kendisiyle barışık yaşamasıdır.

Kim istemez ki yüzyıllar boyunca hep güzel kalmayı? Çağların beden imajları değişse bile, döneminin en ideal ölçülerine sahip olmasa bile, kendisini her zaman güzel bulmayı kim istemez?
Kulağa ne kadar ütopik gelse de, aslında hiç zor değil. Sadece aktif bir yaşam ve doğru beslenme ile kendi beden imajımızla barışık yaşayabilir, kendimizi dünyanın en güzel insanı hissedebiliriz.
Çünkü herkesin beden imajı farklıdır. Çünkü beden imajı, kişinin kendisini nasıl algıladığıyla değiştiği gibi, modanın etkisiyle tarih boyunca da değişiklik gösterir.
Örneğin mitolojide büyük göğüslü, geniş kalçalı, yumuşak ve büyük karınlı Venüs bereket simgesi iken, tombulluğuyla ünlü Afrodit ideal kadın olarak kabul görmüş.
19. yüzyıla gelindiğinde bir dirhem et, bin ayıbı örterken, 21. yüzyılda bir dirhem et, ayıbın simgesi haline gelmiş.
Oysa ne bir dirhem et ayıbı örter, ne de fazlalığı ayıptır. Önemli olan kişinin kendisini sevmesi, kendisiyle ve bedeniyle barışık yaşaması. Kendimizi ne kadar çok seversek, beden imajımızı da o kadar iyi koruruz.
Beden imajımızı nasıl koruruz?
Yeterince sağlıklı olan vücudumuz, ruh sağlığımızı da etkiler. Sağlıklı bir ruh, hayata olumlu bakmamızı sağlar ve hem kendimizi, hem de imajımızı sevmemize yol açar.
Sağlıklı olmayan bir vücut ise, ruh sağlığını olumsuz etkiler. Hayata olumsuz bakıp, kendimizden ve imajımızdan hoşlanmamamıza neden olur. Bu durumda yükselen stres hormonunun etkisiyle tatlıya, çikolataya saldırırız. Şekerli besinlerin içindeki mineraller sinir sistemimizi yavaş yavaş güçlendirirken, ruhumuz çoktan dış dünyayı terk etmiş, içsel problemlerimize dalmıştır. Minerallerin etkisiyle içsel problemlerimiz çözülür çözülmez beden imajımıza geri döner, ertelediğimiz alışverişlerimiz yeniden canlanır.
Tabii ki bu bir paradokstur. Mutlu olabilmek için bir yandan şekerli besinlere saldırırken, diğer yandan beden imajımızı nasıl koruyabiliriz? Bu paradoksla başa çıkabilmek, yaşadığımız sıkıntıların beden ve ruh sağlığımızı etkilememesi için ne yapabiliriz?
Aslında bu soruların cevabı son derece basit. Aktif bir yaşam ve doğru beslenme sayesinde paradoksun çemberinden sıyrılıp, hem beden sağlığımızı korur hem de beden imajlarımızla barışık yaşarız.
Doğru beslenmek ne demek?
Vücudun çalışması için gereken besin öğelerinin vücuda alınıp, sindirilmesi ve emilip, vücut tarafından kullanılmasına beslenme denir.
Bu kadar kolay anlatılmasına rağmen, çok karmaşık bir sistem olan beslenmedeki herhangi bir fazlalık veya eksiklik, sağlık sorunlarına yol açar. Oysa doğru beslenmek, ömrümüz boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmektir. Doğru beslenmek beden ve ruh sağlığımızı dengede tutar.
Aktif yaşam nedir?
Bazal metabolizmamızın enerji harcamasını gerektiren hareketleri düzenli olarak yapabilmeyi aktif yaşam olarak tanımlayabiliriz. Vücut sağlığını koruyan aktif yaşam, aynı zamanda ruh sağlığının da en büyük güvencesidir.
Siz ne kadar aktif yaşıyorsunuz?
·        Her gün en az 6-8 bardak su içerim.
·        Su içmek için susamayı beklemem.
·        Düzenli fiziksel aktivite yaparım.
·        Günün büyük kısmında hareket ederim.
·        Fazla yemek yediğimde aktivitemi artırırım.
·        Her gün düzenli olarak 3-4 öğün yemek yerim.
·        Sigara kullanmam.
·        Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat ederim.
Evetler çok ise, tebrikler!
Hayırlar çok ise, kendinize yatırım yapmaya başlayın!
21. yüzyıl insanları olarak biz nasıl yaşıyoruz?
·        50 yıl öncesinde yaşayanlara göre çok daha az hareket ediyoruz. Kısa mesafelerde bile araba kullanıyoruz.
·        Çoğunlukla daha çok enerji alıp, daha az harcıyoruz.
·        Fiziksel aktivite için ne zamanımız, ne de isteğimiz var.
·        Vaktimizin çoğunu televizyon karşısında geçiriyoruz.
·        Daha çok ofis içinde, hareketsiz olarak çalışıyoruz.
·        Yemekleri eskisinden daha büyük porsiyonlarda tüketiyoruz.
·        Geleceğin büyüklerini televizyonun, bilgisayarın karşısında yetiştiriyoruz.
Ne yapmalıyız?
Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmeliyiz. Hiç besin tek başına mucize yaratmadığı gibi, sağlık sorunlarımızın tek başına suçlusu da değildir. Yapmamız gereken, yiyeceklerimizde çeşitliliğe gidip, sadece ihtiyaçlarımıza göre beslenmektir.
Sağlıklı beslenmek kadar önemli olan aktif yaşamı asla bırakmamalıyız. Fiziksel egzersizlerimizi düzenli olarak yaparak bir yandan diyabet, yüksek tansiyon, kanser, obezite gibi hastalıklardan korunurken, diğer yandan egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonunun sağladığı mutluluk duygusunu hiç kaybetmeyiz.
Eğer aktif yaşam ile doğru beslenmeyi bir arada tutabilirsek, değişen sadece yüzyıllarla birlikte beden imajları olur. Ancak insanlığın kendisine olan sevgi ve saygı isteği hiç değişmeyeceği için, her çağda aynada kendisi hep güzel bulacak.

Diyetin sihirli dünyası

2867537

Sağlıklı ve dengeli beslenmek bazısına öyle zor geliyor ki, diyetin sihirli dünyasına saklanıp, yıllar boyu aldığı kiloları bir ayda vereceğine inanıyor.

Diyet, öyle sihirli bir kelime ki, ağızdan çıkar çıkmaz, hayal dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor. Zayıflamak için diyetisyene başvuran pek çok kişi, yıllar boyu aldığı kiloları, bir ayda vermenin hayallerini kuruyor. Hayalden kurulan boy ve ağırlık ölçüleri üzerine, yepyeni vücutlar inşa ediliyor.

Oysa zayıflamak için hayale hiç gerek yok. Sadece kişinin kendi durumunun gerçekten farkında olup, hedeflerini gerçekçi belirlemesi yeterli. Aslında kişilerin yaşam tarzı değişiklikleri ile sağlıklı kilolarını korumaları son derece kolay. Fakat yaşam tarzı değişikliğini zor bulanlar, kısa zamanda katı diyetler uygulayarak hızla zayıflamayı tercih ediyor. Ancak yeterince zayıfladıktan sonra diyeti bırakıp, eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüğünde verdiği kilolar teker teker geri dönüyor.
Diyet yalanları
İşte yaşam tarzını değiştirmek ve dengeli beslenmek yerine, beklentilerini sadece ‘diyet’ kelimesine yükleyenlerin davranış biçimleri…
·        İlk görüşmeye gelenler, daha önce diyet denemesi olmadıysa gergin, daha önce diyet yapmışsa daha rahat oluyorlar.
·        En zayıf gösteren kıyafetler giyip, diyetisyene gelmeden birkaç gün önce diyete başlıyorlar. Bu dönemde vücutlarından yağ yerine su kaybettiklerini bilmiyorlar.
·        İlk görüşmeye yanlarında refakatçiyle gelenler, ikinci görüşmeden itibaren yalnız gelmeyi tercih ediyorlar. Çünkü sakladıkları kaçamak yemeklerin ortaya çıkmasından rahatsız oluyorlar.
·        Evde tartılan kişiler, diyetisyenin hassas tartısının ölçümüne göre, evlerindeki tartıyı kontrol ediyorlar.
·        Gençler de dahil olmak üzere, hemen her hasta boylarının daha uzun olduğunu düşünüyorlar.
·        Hemen hepsi, bir an önce zayıflamak istiyor. Hedeflerini haftada 5 kg vermek olarak belirliyor. Pazarlığa girip, ayda 10 kilo vermek üzerine anlaşmak istiyor.
·        Diyetle lokal zayıflamak istiyorlar. Örneğin sadece basenden verip, göğüs ölçüsü değişmesin isteyenler o kadar çok ki!
·        Bazıları iddia üzerine zayıflamak istiyor. Hanımlar, eşlerinden araba, mücevher gibi eşyalar karşılığında iddiaya girerek zayıflamayı kabul ediyor.
·        Büyük çoğunluk hedef kiloyu, sağlıklı kilonun çok altında belirliyor. Her ne kadar beden kitle endeksi kullanılsa da, vücudundaki bütün yağı atmak istiyorlar.
·        Günlük yiyecek miktarlarını belirtirken, sorulmazsa öğün aralarındaki cips, çikolata gibi abur cuburlardan hiç bahsetmiyorlar.
·        Öğleden sonra tükettikleri 1 dilim pasta veya 2 dilim börek gibi yiyeceklerin, yemedikleri öğlen yemeğine eşit olduğunu düşünüyorlar.
·        Zayıflamak için başvuran büyük çoğunluğu, çocuklarının abur cuburlarından atıştırıyor ve bunları hiç belirtmiyor.
·        40 yaşın üzerindeki kadınlar, kilo verince vücutlarında hemen sarkmalar olacağından korkuyorlar.
·        Verilen diyet listeleri her zaman evde, işyerinde başkaları tarafından okunup, inceleniyor ve yiyecekler fazla bulunup, mutlaka önerilerde bulunuyorlar.
·        Sıvı yağların enerjisiz olduğu düşünülüp, bol zeytinyağlı sebze yemeği tüketiliyor.
·        Diyet ürünlerini sınırsız tüketerek, gereğinden fazla kalori alıyorlar.
·        Haftada bir gün yapılan uzun yürüyüşlerin yeterli olduğunu düşünüyorlar.
·        Kadınlar, menopoz veya sigara bırakma öncesinde diyet yapmak istiyorlar.
·        Diyete genellikle bahar aylarında başlanıyor ve tatil döneminde sürdürmek istemiyorlar.
·        Gençlerin anne babaları diyetten memnun olsa da, anneanne ve babaanneler çok mutsuz olup, torunlarına diyet yapmamaları için baskı uyguluyorlar.
·        Psikolojik açıdan kendisini iyi hissedenler, diyette daha başarılı oluyorlar.
·        Doktor tavsiyesi ile diyet tedavisine başlayanlar, kan bulguları düzelince tedaviyi yarım bırakmak istiyorlar.
·        Sosyal yaşamı yoğun olanlar, diyet yapmakta zorlanabiliyor.

Zayıflamak için, metabolizmanızı yönetin!

2585770

Bir an evvel zayıflamak için uygulanan standart diyetler, metabolizmayı sadece yorar. Oysa kalıcı zayıflık için, metabolizmayı iyi yönetip, dengeli beslenmek gerekir.

 

Yaklaşan yaz aylarında birer ikişer, herkesin uyguladığı şok, standart gibi çeşitli diyet listeleri yeniden ortaya çıkar.Hareketsiz geçen kış aylarından sonra bir an evvel zayıflamak için, çevremizde hızlı kilo verenlerin uyguladığı listelere cankurtaran sandalları gibi sarılırız.

Listeleri uygulayarak tartılara yansıyan kilo kayıplarını, birkaç ay sonra bir buçuk katı olarak geri alırız. Üstelik aldığımız yeni kilolarımıza, metabolizmamızda oluşan hasarlar da eklenir.
Oysa yapmamamız gereken, kendi metabolizmamızı iyi tanıyıp, onu yönetmeyi öğrenmektir. Yani metabolizmamızın ihtiyaçlarını iyi belirleyip, bu ihtiyaçlara göre dengeli beslenmeli ve aşağıda sayılan diyet hatalarından uzak durmalıyız.
Şok diyetlerle zayıflanabilir mi?
Diyetin amacı, bünyenin dengesini koruyarak zayıflamaktır. Bir an evvel kilo vermeyi amaçlayan şok diyetler ise bünyenin dengesini koruyamadığı gibi, metabolizmanın hızını da yavaşlatır. Yavaşlayan metabolizma, normal yemek düzenine dönüldüğünde verilen kiloların 1 buçuk katını geri alır. Üstelik karaciğer etrafında toplanan yağlar, karaciğer fonksiyon bozuklukları, lipit profilinde bozukluk (kollesterol, trigliserit, LDL kolesterol, HDL kolesterol gibi…), diyabet, yüksek tansiyon ve koroner kalp hastalığı riskini de artırır.
Şok diyetlerle tartılara yansıyan ilk etaptaki kilo kaybı ise, vücuttaki su ve kas kaybından başka bir şey değildir. Üstelik bu tür diyetlerden vazgeçip, gerçekten kalıcı bir şekilde zayıflamaya çalıştığımızda, yeniden kilo vermemiz oldukça zorlaştırır.
Daha çok güzelleşmek adına yapılan şok diyetler, bir yandan vücutta deformasyona neden olurken, diğer yandan pek çok sağlık sorunlarına yol açar. Asansör veya yoyo kiloları adı da verilen bu kilo değişiklikleri; vücudun direncini düşürür, hastalıklara yakalanma riskini artırır. Şok diyetlerle zayıflamaya çalışan kişilerde; saç dökülmesi, adet düzensizliği, libido kaybı, anksiyete, hipoglisemi ve tansiyon düzensizliklerine oldukça sık rastlanır.
Herkesin metabolizması farklıdır. Kişi, kendi metabolizmasına uygun, sağlıklı bir beslenme planı oluşturmalıdır. Bu planı uygulayabilmek için, uzun süreli ve yaşam tarzını değiştiren yeni alışkanlıklar geliştirmek gerekir. Yeni beslenme alışkanlıkları, sıkıcı diyetlerden kurtulmayı sağlarken, dilediğiniz zaman dilediğiniz besini tüketme lüksünü de kazandırır.
Sağlıklı beslenme programı başlangıçta zor gelebilir. Fakat zaman içinde metabolizmanızın bu programa alıştığını, hatta kaçamak yaptığınız zaman ilk itirazın metabolizmanızdan geldiğini göreceksiniz.
Standart diyetlerle herkes zayıflayabilir mi?
İnsanlar bir robot olsaydı, tabii ki standart diyetlerle zayıflanabilirdi. Ancak insanlar robot olmadıkları gibi; cinsiyet, yaş, boy, kilo, kan bulguları, hastalıkları ve genetik mirasları da farklıdır. Üstelik buna, beslenme alışkanlığı ve beslenme koşullarını da eklersek, ‘standart’ kelimesi, insanlarla asla yan yana gelemez.
Örneğin normal kilolu bir insana, günde ortalama 8 bardak su içmesi önerilir. Fakat ağırlığı 120 veya 130 kg olan bir bireyin günde içeceği su miktarının 12 bardak olması gerekir. Eğer bu kişi, sırf standart diyet listesinde yazdığı için su içimini günde 8 bardakla sınırlarsa, tehlike çanları çalmaya başlar. Aynı şekilde minyon tipli birisi, günde 12 bardak su içemez, kilolular kadar ekmek yiyemez, porsiyon miktarları bile çok farklıdır.
Dolayısıyla nasıl kişileri standardize edemiyorsak, diyetleri de standart hale getiremeyiz.
Yapılacak diyette, kişinin vücut yağ oranı, kan değerlerindeki şeker, kolesterol, kan sayımı, ailesinin hastalık öyküsü son derece önemlidir. Zayıflamak için sadece bu kriterleri içine alacak bir diyet değil, bir beslenme programı uygulamak gerekir. Bu program aynı zamanda, yaşam tarzını da değiştireceği için, hem daha sağlıklı olmayı sağlar, hem de kilo problemini ortadan kaldırır. Kişiye özel olarak hazırlanan beslenme planı, verilen kiloları da uzun süre korur.
Diyet besinlerin zayıflamaya katkısı var mı?
Günümüzde pek çok besinin tam yağlı, yarım yağlı ve yağsız formları vardır. Tam yağlı olanlarla, yarım yağlı olanlar arasındaki tek fark, birinin kalorisi yüksekken, diğerinin daha düşük olmasıdır. Vitamin ve mineral değerleri değişmeyen bu ürünlerden yarım yağlı olanların tüketilmesi, kandaki yağ seviyesinin ayarlanmasını ve ürik asidin kontrol edilmesini sağlar.
Tamamen yağsız olan diyet ürünlerde ise biraz daha seçici olmak gerekir. Özellikle çocuklarda diyet ürünlerini kullanmadan önce, yarar ve zarar ilişkisine bakılmalıdır.
Yarım yağlı besinler ise tüm çocuklarda gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Çünkü değişen sadece kalori ve lezzettir. Vitamin ve mineral kaybı yoktur.
Bu ürünlerde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, diyet ve diyabetin ayrılmasıdır. Diyet yazan yiyeceklerin bazılarının kalorisi, tam yağlı olanlarla aynıdır. Arasındaki farkı anlayabilmek için, etiketinden içeriğinde yer alan maddeleri okumak gerekir. Eğer bir ürünün içeriğinde tatlandırıcı varsa, bu ürün daha çok diyabetliler içindir. Diyabetlilerin kan şekerlerini hızlı artırmadıkları için diyet olarak etiketlendirilirler. Bu ürünlerde kalorisi yüksek olan tatlandırıcılar kullanılır. İçeriğinde tatlandırıcı olan diyet ürünler, sadece tip I diyabetli çocuklara verilmeli. Şeker hastası olmayan çocuklar bu ürünleri kullanmamalıdır.
Diyet ürünlerin bir diğer tehlikesi de ‘diyet kaçamakları’na neden olmasıdır. Kalorisi düşük olan bu ürünler, sınırsız tüketime yol açabilirler. Evet, bu besinler, normal besinlerden yüzde 20-30 daha düşük kalorilidir. Fakat bir yerine 2-3 paket tüketilmesi durumunda, kalori eşitleneceği için, kaybedilecek tek şey lezzet olur. Diyet ürünler genel olarak, öğün aralarında açlığı bastırmak veya nefsi köreltmek için kullanılmalıdır.
Posayı fazla tüketerek zayıflanabilir miyiz?
Meyve, sebze, salatalar, kurubaklagiller, kepekli ekmek, tahıllar ve bulgurda bulunan posa, gerçekten de kişinin kilosunu korumaya yardımcı olurken, bağırsak fonksiyonlarını da düzenler. Fakat posayı tüketirken de, kişinin metabolik özellikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin kişinin ishal veya kabız olmasına göre alacağı posa miktarı farklıdır. İshal olunan zamanlarda posa miktarı azaltılırken, kabızlıkta posa artırılmalıdır. Aynı şekilde anemi, bazı tiroid hastalarında, ülser, reflü gibi gastroenterit hastalıklarda da posanın sınırlandırılması gerekebilir.
Bununla birlikte posa, et gibi demir içeren besinler ve süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum içeren besinlerle birlikte tüketilmemelidir. Örneğin demir kaynağı etle birlikte, kalsiyum kaynağı olan yoğurt birlikte tüketildiğinde, kişi ne demirden yeterince faydalanabilir, ne de kalsiyumdan. Birbirlerinin emilimini azaltan demir ve kalsiyum, vücut tarafından yeterince kullanılmadan dışarı atılır. Aynı durum, posalı besinlerin demir ve kalsiyumla birlikte kullanılmasında da geçerlidir.
İşte bu tür yanlış beslenme alışkanlıklarından dolayı Türk kadınlarının çoğu, anemik yani kansızdır. Bu durumu düzeltmek için, özellikle gelişme çağındaki çocukların metabolik durumlarına göre bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Gelişme çağındaki çocuklara fazla posa vermemeli, ancak posanın azlığı durumunda ortaya çıkabilecek kabızlığa karşı da beslenme ve diyet uzmanına danışılmalıdır.
İster çocuk, isterse yetişkin olsun önemli olan, bütün besinlerden belirli ölçülerde tüketmektir. Dengeli beslenme olarak tanımlayabileceğimiz böyle bir beslenme planı kişiyi, karaciğerde büyüme, yağlanma, kemik erimesi, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, diş çürümesi gibi sağlık sorunlarından korur.
Herkes dengeli beslenmeyi öğrenebilir mi?
Herkes, kendi metabolizmasının yöneticisi olduğu zaman, dengeli beslenmeyi de öğrenebilir. Tek bir ürün, tek bir yiyecek, alınan veya verilen kilolardan sorumlu tutulamaz. Çünkü kilo bir bütün olup, bir metabolizma dengesidir.
Eğer siz de metabolizmanızın yöneticisi olmak istiyorsanız işe, neye ihtiyacınız olduğunu, neyin fazla, neyin eksik olduğunu görmek için tükettiklerinizi kaydetmekle başlayın. Böylece “su içsem yarıyor” gibi cümleler kurmaktan vazgeçip, neleri fazla, neleri az tükettiğinizi objektif olarak tespit edebilirsiniz.
Ayrıca kan tahlillerinizdeki bulgularınızı ortaya çıkarıp, inceleyin. Kanınızdaki lipit, kolesterol gibi değerlerin düzeyine bakın. Onlar da metabolizmanız hakkında bilgi verecektir. Son olarak evinizdeki tartınızdan emin olun.
Eğer sonuçlardan memnun değilseniz, o zaman bir beslenme ve diyet uzmanına başvurun. Beslenme ve diyet uzmanı size, metabolizmanızı nasıl yöneteceğiz hakkında bilgiler verecektir. Metabolizmanızı yönetmek ise, hem yaşamınızı değiştirecek hem de çevrenizden eskisinden daha fazla iltifat almanızı sağlayacak.

Yüksek tansiyonunuza “dur” deyin!

2585770

Yüksek tansiyon hastaları, hayatlarında bazı küçük değişikliklerin yanı sıra, özel bir diyet yaparak, tansiyonlarını kontrol altına alabilir.

Ensenizde bir ağrı, halsizlik, göğsünüzde bir sıkışma ve çarpıntı hissediyorsanız, hemen en yakın eczaneye gidip, tansiyonunuzu ölçtürün. Ölçümler sonunda, büyük tansiyonunuz 14 ve üzeri, küçük tansiyonunuz ise 9 veya üzerinde çıktıysa, en kısa zamanda bir dahiliye uzmanına görünmenizi öneririz. Şikayetleriniz yüksek tansiyondan kaynaklanabildiği gibi, başka rahatsızların habercisi de olabilir. Değerlendirmesini sadece doktorunuz yapabilir.
Eğer doktorunuz da büyük tansiyonunuzu yani sistolik kan basıncınızı 140 mm Hg ve üzeri, küçük tansiyonunuzu yani diyastolik kan basıncınızı 90 mm Hg ve üzeri bulduysa, tahlil sonuçlarınıza da bakarak, hipertansiyon hastası olduğunuzu söyleyecektir.
Türkiye nüfusunun yüzde 20’den fazlasını etkileyen yüksek tansiyon, tedavi edilmediği taktirde; felç, kalp hastalığı, kalp ve böbrek yetmezliği gibi çok daha ağır hastalıklara yol açabilir. Ancak yaşam biçiminizde bazı küçük değişikliklerle birlikte, özel bir diyet uygularsanız, yüksek tansiyonunuza “dur” deyip, hayatınıza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz.
Yüksek tansiyonu nasıl önlersiniz?
  • Fazla kilolarınızı vererek,
  • Alkolü sınırlandırarak,
  • Sigarayı bırakarak,
  • Haftada en az 3 gün, 30-45 dakika kadar aerobik egzersiz yaparak,
  • Tuz ve sodyumu kısıtlayarak (günde en çok bir çay kaşığı tuz),
  • Diyetle yeterli miktarda potasyum alarak (günde 1 muz, 3 kayısı),
  • Diyetle alınan doymuş yağ ve kolesterol miktarını azaltıp, meyve-sebze tüketimini artırarak yüksek tansiyonunuzu önleyebilirsiniz.
Kilo vermek tansiyonu nasıl etkiler?
Şişmanlık, vücut kitle endeksinin 27 veya daha yüksek olmasıyla tanımlanır. Başka bir ifadeyle, bel çevresi 85 cm ve üzeri olan kadınlarla, bel çevresi 102 cm ve üzeri olan erkekler, şişmanlık sınırına girer. Bel çevresinde, yani vücudun üst tarafında toplanan fazla yağ, tansiyonun yükselmesine neden olur. Araştırmalar, 1 kilogramlık kilo kaybının, büyük ve küçük tansiyonda 1 ile 1,5 mm Hg’lık düşmeye yol açtığını kanıtlıyor. Bu nedenle doktorlar hastaları kilo verdikçe, hipertansiyon ilacının dozunu da azaltırlar.
Bazı yüksek tansiyonlu hastalar, kilo vermek için iştah kesici ilaçlar kullanırlar. Sakın siz bunlardan birisi olmayın. Çünkü bu tür ilaçlar, bazı bünyelerde tansiyonu daha da yükseltmenin yanı sıra, akciğer tansiyonu, kalp kapak hasarı gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Eğer siz de yüksek tansiyon hastasıysanız, mutlaka uzman bir diyetisyene başvurun. Diyetisyeniniz size, kalori kısıtlaması içeren özel bir diyetle birlikte, aerobik egzersiz yapmanızı tavsiye edecektir.
Alkol tansiyonu nasıl etkiliyor?
Aşırı alkol tansiyonu yükseltmekle kalmayıp, tansiyon düşürücü ilaçlar üzerinde de olumsuz etki yaratır. Ancak az miktarda alınan alkolün faydaları da var. Bu nedenle, yüksek tansiyon hastalarının alkolü belli sınırlar içinde tutması gerekir.
  • Amerika’da alkol tüketim sınırı en fazla, günde 300 ml şarap, 720 ml bira, 60 ml viski olarak belirleniyor. Ancak Türk insanı daha düşük vücut ağırlığına ve ölçülerine sahip olduğu için, ülkemizde bu oranlar daha düşük. Kilosuna bağlı olarak Türk kadını günde en çok 1 ile 3 kadeh alkol tüketebilirken, Türk erkeğinin yine kilosuna bağlı olarak günde 3 ile 4 kadeh arasında alkol tüketmesine izin verilir. Özellikle 40 yaş ve üzerinde olanların, bu sınırları geçmemek koşuluyla alkol tüketimini sürdürebilirler.
  • Bu miktarda bile kan basıncında artış olduğu fark edilirse, alkol tamamen bırakılmalıdır.
  • Kadınlar ve zayıf kişiler alkole daha duyarlı oldukları için, alkol miktarları yarıya indirilmelidir.
Sigara ve yüksek tansiyon
İçilen her sigara, tansiyonu 15-30 dakika süreyle yükseltir. Gün boyunca içilen her yeni sigarayla birlikte, tansiyonun ortalaması da yükselir. Bu nedenle, yüksek tansiyon hastalarının bir an evvel sigarayı bırakması gerekir.
Aerobik egzersiz ve tansiyon
Daha aktif bir yaşamı olan ve formunu koruyanlar, hareketsiz bir yaşamı ve kilolu olanlara göre, yüksek tansiyonla yüzde 20-50 oranında daha az karşılaşır. Bilimsel araştırmalar, daha çok fiziksel aktivite yapan okul çocuklarının bile kan basınçlarının, yani tansiyonlarının daha düşük olduğunu kanıtlıyor.
Yüksek tansiyon hastaları, tansiyonlarını kontrol altında tutabilmek için, mutlaka düzenli olarak haftada en az 3-4 kez, 30-45 dakikalık hızlı yürüme, yüzme, aerobik gibi egzersizler yapmalıdır.
Sofradan tuzluk kaldırılmalı!
Klinik çalışmalar, tuzun bir çay kaşığı kadar azalması sonucunda dahi, kan basıncının 0,9 ile 3,7 mm Hg oranında düşürdüğünü gösteriyor. Tuzun içeriğinde bulunan sodyum, tansiyonun yükselmesinin en büyük nedeni. Özellikle 45 yaşın üzerindekiler yemeklerindeki tuzu azaltırlarsa, tansiyonlarını 2,2 ile 6,3 mm Hg’lık bir oranda düşürebilirler.
Yemekle birlikte alınan sodyumun önemli bir kısmı işlenmiş gıdalardan gelir. Yüksek tansiyon hastalarının özellikle; otlu peynir, tulum peyniri, beyaz peynir, turşu, salamura gibi besinlerle birlikte, kolalı, sodalı ve gazlı içeceklerden uzak durması gerekir. Yani sofralarımızdan tuzluğu kaldırıp, günlük tuz tüketimimizi bir çay kaşığının altında tutmalıyız.
Tansiyon dostları
Potasyum: Yemeklerle birlikte aldığınız potasyumdan zengin besinler, yüksek tansiyonu önler. Tansiyonu düşüren faktörlerden birisi de yeterli potasyum alınımıdır. Bu nedenle tansiyonu yüksek olanların, her gün potasyumdan zengin besinler olan 1 muz, 3 kayısı, bir avuç dolusu maydanozu tüketmesi gerekli. Potasyumun en iyi kaynağı taze asma yaprağıdır.
Kalsiyum: Yüksek tansiyon hastalarının, içeriğinde zengin kalsiyum bulunan; süt ve süt ürünlerinden daha çok tüketmesi gerekir.
Magnezyum: İçeriğinde magnezyum bulunan; tahıllar, sebze, fındık, et ve süt gibi besinleri daha çok tüketerek, tansiyon kontrol altına alınabilir.
Yüksek tansiyonu etkileyen diğer faktörler
Vejetaryenlik: Çoğu vejetaryenin tansiyonu, et tüketenlere göre daha düşüktür. Araştırmalar, yüksek tansiyon hastalarının vejetaryen bir diyet uygulandığı taktirde, büyük tansiyonunun ortalama 5 mm Hg düştüğünü gösteriyor.
Lifli gıda alınımı:Vejetaryen diyetinin bir başka özelliği de, daha çok meyve ve sebze gibi lifli gıdaların fazlaca içermesi. 14 gr lifli gıda takviyesi, kan basıncında ortalama 1.2 /1.8 mm Hg ‘lık düşme sağlar.

Kafein: Önemli bir kısmı çay, Türk kahvesi, hazır kahve ve kokalı içeceklerde bulunan kafein, tansiyonu yükseltir. Hem küçük, hem de büyük tansiyonu, birkaç saat süreyle 5-15 mm Hg yükselten kafein konusunda, yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olmaları gerekir.

YÖNETİM KURULU YEDEKLERİ

Ecz. Özlem EMİRMAHMUTOĞLU
Sezal Eczanesi

Yeni Hükümet Cad. Bayındırlık Karşısı No:1 KAHRAMANMARAŞ
0344 214 19 33
1966 yılında Kahramanmaraş 'ta doğmuştur.İlk öğrenimini Kahramanmaraş'ta, Orta öğrenimini Ankara'da tamamlamıştır. 1984 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesine girmiş olup, 1989 yılından bu yana Sezal Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüd.

Ecz. Arzu ARIK TANIR
Arzu Eczanesi

Osmangazi Mah. Ali Demirkol Cad. No:1 KAHRAMANMARAŞ
0344 221 83 36
1978 yılında Kahramanmaraş 'ta doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş'ta tamamlamıştır. 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesine girmiştir. 2000 yılında mezun olduk tan sonra 2001 yılında halen sahibi ve mesul müdürü bulunduğu Arzu Eczanesi'ni açmıştır.

Ecz. Ayşe DEDEOĞLU YAZICIOĞLU
Güneş Eczanesi

Atatürk Meydanı Belediye Çarşısı No:84 KAHRAMANMARAŞ
0344 223 75 00
1978 yılında Kahramanmaraş'ta doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş'ta bitirmiştir.1996 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini kazanmıştır. 2000 yılında mezun olduktan sonra Güneş Eczanesi'ni devralmıştır. Şuan da güneş Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olarak görev yapmaktadır.

Ecz. Ahmet Rıza SAĞOCAK
Sağocak Eczanesi
Osmangazi Mah. Ali Demirkol Cad. No.2 KAHRAMANMARAŞ
0344 225 77 32
1978 yılında Kahramanmaraş'ta doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş'ta doğmuştur.1997 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ne giriş yapmıştır. Kahramanmaraş SSK Hastanesi'nde ve İL Sağlık Müdürlüğü'nde bir süre görev yapmıştır. 2005 yılında sahibi ve mesul müdürü olduğu Sağocak Eczanesi'ni açmıştır.

Ecz. Tuba SOBACI KILINÇKIRAN
Tuba Eczanesi
Gazi Paşa Mah. Işık Cad. No:23/A KAHRAMANMARAŞ
0344 223 31 81
1978 YILINDA Kahramanmaraş'ta doğmuştur. İlk öğrenimini Diyarbakır ve İstanbul'da tamamlamıştır. Orta ve lise öğreniminin bir kısmını İstanbul'da okumuş 1993 yılında Kahramanmaraş'ta lise öğrenimini tamamlamıştır. 1995 Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni kazanmış mezun olduktan sonra 2001 yılında halen sahibi ve mesul müdürü bulunduğu tuba eczanesi'ni açmıştır.

Ecz. Ali Çağatay KAZANCI
Kazancı Eczanesi
Fevzi Paşa Mah. Uzunoluk Cad. No:8/B KAHRAMANMARAŞ
0344 223 17 53
1982 Yılında Kahramanmaraş'ta doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş'ta tamamlamıştır.2000 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesine girmiştir. 2004 yılında mezun olduktan sonra sahibi ve mesul müdürü olduğu Kazancı Eczanesi'ni açmıştır.

Ecz. Nilgün NALBANTOĞLU
Kamu Eczacısı
Devlet Hastanesi KAHRAMANMARAŞ 0344 223 53 30
1968 yılında Konya'da doğmuştur. İlk, orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş'ta tamamlamıştır. 1984 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesine girmiştir. 1988 yılında mezun olmuştur. 1989 yılında Kahramanmaraş Devlet Hastanesinde görev yapmış. 1990 yılında Antalya Devlet Hastanesinde görev yapmıştır.1998 yılında eczane açmış 2002 yılında eczanesini kapatmıştır. Aynı yıl Kahramanmaraş Devlet Hastanesi 'nde çalışmaya başlamış. Halen görevini sürdürmektedir



YÖNETİM KURULU

Başkan Ecz. Mustafa HÜDAYİOĞLU
Hüdayioğlu Eczanesi

Trabzon Cad. Müftülük Karşısı No 64 KAHRAMANMARAŞ
0344 221 02 42
1960 Yılında Kahramanmaraş 'da doğmuştur. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni bitirmiştir.1990 yılında Yönetim Kurulu'nda görev yapmıştır. 1995 yılında başkanlığa seçilerek, 5 dönem başkanlık yapmıştır. Halen oda başkanlığı görevini sürdürmektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır. Kahramanmaraş merkezde bulunan Hüdayioğlu

EcII.Başkan Ecz. Hacı Levent İSPİR
Levent Eczanesi
Yenişehir Devlet Hastanesi Yanı Trabzon Cad. No.39/A KAHRAMANMARAŞ
0344 212 05 61
1960 Yılında Kahramanmaraş 'da doğmuştur. Ege Üniversitesi'nden mezun olmuştur. 1988-1993 yılları arasında Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. 1999 yılında II. Başkan olarak seçilmiştir. Halen II. Başkan olarak görev yapmaktadır. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Kahramanmaraş merkezde bulunan Levent Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdürzanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdü

Genel Sekreter Ecz. İlker Murat AKARSU
Akarsu Eczanesi

Hastane Cad. 25/A KAHRAMANMARAŞ
0344 225 65 65
1970 Yılında Gaziantep' de doğmuştur. 1994 yılında Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olmuştur. 2003 yılında Yönetim Kurulu'na seçilmiştir.2005 Yılında oda genel sekreterlik görevine başlamıştr. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Kahramanmaraş merkezde bulunan Akarsu Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdür.

Sayman Ecz. Akif ÖZEN
Sarayaltı Eczanesi
Sarayaltı Cad. No:124 KAHRMANMARAŞ
0344 214 69 88
1956 Yılında Kahramanmaraş 'da doğmuştur. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni bitirmiştir. 1995 yılından bu yana oda saymanlığı yapmaktadır. Evli ve 3 çocuk babasıdır. Kahramanmaraş merkezde bulunan Sarayaltı Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdür.

Üye Ecz. Elif Ebru ŞEREFOĞLU
Ebru Eczanesi
Trabzon Cad. 8. Sok. Kadıoğlu İşhanı Altı Bağ-Kur İl Müdürlüğü Yanı No:1 KAHRAMANMARAŞ 0344 223 80 90
1965 Yılında Kahramanmaraş 'da doğmuştur. İlköğrenimini Kahramanmaraş 'da lise öğrenimini Ankara Çankaya Lisesi'nde bitirmiştir. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ni bitirmiştir. 1999 yılında Yönetim Kurulu'na seçilmiştir. Sırası ile yönetim kurulu üyeliği ve genel sekreterlik görevinde bulunmuştur. Kahramanmaraş merkezde bulunan Ebru Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdür.

Üye Ecz. Hatice BOLAT
Bolat Eczanesi
Akçakoyunlu Mah. 5. Sok No:2/1 KAHRMANMARAŞ
0344 224 16 76
1974 Yılında Göksun 'da doğmuştur. İlk , orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş 'da bitirmiştir. 1995 yılında Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olmuştur. 2001 yılında Yönetim Kurulu'na seçilmiştir. Halen üyelik görevini sürdürmektedir. Kahramanmaraş merkezde bulunan Bolat Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürüdür.

Üye Ecz. Neşe Sibel BALIK
Hisar Eczanesi
Yeni Hükümet Cad. Merkez Apt. Altı No:2 KAHRMANMARAŞ
0344 223 03 06
1968 Yılında Kahramanmaraş 'ta doğmuştur. İlk ,orta ve lise öğrenimini Kahramanmaraş'ta bitirmiştir. 1991 yılında Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 'nden mezun olmuştur. 1992 yılında sahibi ve mesul müdürü Hisar Eczanesini açmıştır. 2005 yılında Yönetim Kurulu'na seçilmiştir.


K.Maraş Eczane Listesi

  • Afşin Eczanesi
  • Akarsu Eczanesi
  • Akçakoyunlu Eczanesi
  • Akgül Eczanesi
  • Akpınar Eczanesi
  • Aksoy Eczanesi
  • Aksüt Eczanesi
  • Ali Rıza Bey Eczanesi
  • Arı Eczanesi
  • Arıkan Eczanesi
  • Arzu Eczanesi
  • Aslanbey Eczanesi
  • Aslı Eczanesi
  • Aslı Eczanesi
  • Asu Eczanesi
  • Asu Eczanesi
  • Avşaroğlu Eczanesi
  • Aykutcan Eczanesi
  • Ayşe Eczanesi
  • Ayşegül Eczanesi
  • Bahar Eczanesi
  • Batıpark Eczanesi
  • Bertan Eczanesi
  • Beşler Eczanesi
  • Binevler Eczanesi
  • Bulvar Eczanesi
  • Burcu Eczanesi
  • Büyük Eczanesi
  • Can Eczanesi
  • Ceren Eczanesi
  • Ceyhan Eczanesi
  • Cihan Eczanesi
  • Çağlayan Eczanesi
  • Çağlayancerit Eczanesi
  • Çağrı Eczanesi
  • Çolakoğlu Eczanesi
  • Datlı Eczanesi
  • Demircioğlu Eczanesi
  • Demircioğlu Eczanesi
  • Derman Eczanesi
  • Deva Eczanesi

  • ECZACILAR VE ECZANELER HAKKINDA YÖNETMELİK

    BİRİNCİ BÖLÜM
    Amaç, Kapsam ve Dayanak


    Amaç
    Madde 1-
    Bu Yönetmeliğin amacı; eczanelerin açılmasına dair usul ve esasları, eczanelerin açılacağı yerlerin özellikleri, eczanelerin kısımları, laboratuarlarının vasıf ve şartları, eczanelerde bulunması gereken alet vesair malzemeler ve eczane hizmetleri ile ilgili hususları düzenlemektir.

    Kapsam
    Madde 2-
    Bu Yönetmelik, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun uyarınca açılacak eczaneleri kapsar.

    Hukuki Dayanak
    Madde 3-
    Bu Yönetmelik, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 20 nci maddesine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

    İKİNCİ BÖLÜM
    Eczane Açmanın Usul ve Esasları


    Eczacılığın Tescili
    Madde 4-
    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde eczane, ecza deposu, ecza dolabı, galenik, tıbbi ve tedavi edici ilaç hammaddeleri ve hazır ilaç laboratuarları veya fabrikaları gibi işletmeleri açacak Türk vatandaşı eczacıların, diplomalarını Sağlık Bakanlığı'na tescil ettirmeleri şarttır.

    Başvuru ve Belgeler
    Madde 5-
    Eczane açmak isteyen eczacılar, aşağıda yazılı evrak ve belgeler ile İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvururlar:
    a) Nüfus cüzdanı sureti,
    b) Sağlık Bakanlığınca tescil edilmiş eczacılık diplomasının aslı veya noterce tasdikli sureti,
    c) Eczacılığa engel mahkûmiyetinin bulunmadığına dair adli belge,
    d) Biyografi,
    e) 6197 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yazılı olduğu üzere, mesleğini yapmayı engelleyecek iyileşmez bir hastalığı bulunmadığına dair sağlık raporu ile iki gözünün görmekten mahrum olmadığına dair uzman tabip raporu,
    f) 4x6 cm boyutlarında 4 adet fotoğraf,
    g) Eczane yapılacak yerin krokisi ile ilgili kanunlara uygunluğu hususunda Bölge Eczacı Odası ile İl Sağlık Müdürlüğünce tasdik edilmiş rapor,
    h) (Değişik bent: 9.12.2004-25665) Eczanenin muvazaalı olup olmadığı hususunda Bölge Eczacı Odasınca verilmiş değerlendirme raporu; bu rapor, Eczacı Odası yetkililerince ilgilinin odaya başvurusundan itibaren en geç 10 iş günü içinde ispatlayıcı belgelerle birlikte verilir. Belirtilen süre sonunda, rapor verilmediği takdirde, muvazaa konusu İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerince 10 iş günü içinde incelenerek sonuçlandırılır.

    Ruhsatın Verilmesi
    Madde 6-
    2 nci madde hükmüne uygun olarak yapılacak müracaatlar Sağlık Bakanlığınca incelendikten ve gerekli harçlar ilgili tarafından yatırıldıktan sonra, Bakanlıkça düzenlenecek eczane ruhsatnamesi ilgili valiliğe gönderilir.
    Açılacak eczanenin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulduğunun ilgili Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılacak kontrol ve tespitinden sonra, ruhsatname sahibine verilir.

    İşyeri Ruhsatının Mecburi Olmaması
    Madde 7-
    Sağlık Bakanlığından ruhsatnamesini almış eczacının eczane için mahalli belediyeden ayrıca bir işyeri ruhsatı alması zorunlu değildir.

    Eczanelerin Tabi Olduğu Hükümler
    Madde 8-
    Serbest eczane bulunmayan yerlerde, 6197 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen eczanelerin açılmasında da bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. Kanun'da belirtilen kurumlar dışında hiçbir kurum eczane açamaz.

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    Eczane Yerleri ve Bölümleri


    Eczane Olarak Kullanılacak Yerin Özellikleri
    Madde 9-
    (Değişik madde: 30.12.1993 -21804 / 15.10.1993 - 21729) Eczane olacak yerlerin, bodrum ve asma katları hariç olmak üzere, asgari 35 metrekare olması ve 6197 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin (a) ve (b) bentlerine göre açılacak eczanelerin depo hariç asgari 20 metrekare olması şarttır. Eczanelerin laboratuar kısımları müşteriler veya hastalarla irtibatı olmayacak şekilde ayrılmış olacaktır. Ayrıca, serin yerde muhafaza edilecek ilaçların konulması için buzdolabı bulundurulacaktır.
    Eczaneler, aydınlık, rutubetsiz ve havadar olacak; zeminleri ise karo, mermer veya benzeri malzemeyle döşenecektir. Müşterilerin bekleme yerleri ve kapaklı dolapları ile banko ve çalışma masası zemin katta bulunacaktır.
    Sağlık kurumları bünyesinde açılacak eczaneler, yalnızca yatarak tedavi gören hastalara ilaç verebileceklerinden, bodrum kat dışındaki herhangi bir katta açılmaları mümkündür.
    (Değişik fıkra: 9.12.2004 - 25665) Serbest eczaneler halkın serbestçe girip çıkabildiği yerlerde açılabilir. Eczanelerin bağımsız dükkanlarda açılması ve faaliyet göstermesi zorunludur. Eczanenin laboratuarının doğrudan dışarısı ile bağlantısı olmamak ve ilgili mercilere bildirilen projesinde belirtilmek kaydıyla, birden fazla kapısı olabilir. Ancak bu kapılardan hiçbiri başka dükkan veya mağaza içine açılamaz. Eczanenin güvenliği eczane sahip ve mesul müdürü eczacının sorumluluğu altındadır. Alışveriş merkezlerindekiler de dahil olmak üzere eczanelerin bağlı olduğu bölgedeki eczane çalışma gün ve açılış kapanış saatlerine uyması zorunludur. Ancak geceleri kapalı olan alışveriş merkezlerindeki eczaneler nöbetten muaf tutulur. Uluslararası uçuşa açık olan havaalanları içinde yer alan eczaneler, eczane çalışma gün ve saatleri dışında da 24 saat açık olabilirler. Bu durumda biri eczanenin sahibi olmak kaydıyla her 8 saat için bir eczacı bulundurulması zorunludur.
    (Değişik fıkra: 20.1.2006 - 26055) Havaalanları, otogarlar ve tren garları hariç olmak üzere, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşu bulunan, mülkiyeti kamuya veya gerçek/tüzel kişilere ait bina ve müştemilatı ile bu yapıların bulunduğu bahçe sınırları içerisinde serbest eczane açılamaz. Üniversiteler; ticari nitelik taşımaksızın sadece eczacılık fakültesi öğrencilerinin eğitimi amacı ile açılacak uygulama eczaneleri dışında, mediko-sosyal merkezi eczaneleri de dahil olmak üzere ticari amaç güden eczane açamazlar.

    İlaç Yapma Bankosu
    Madde 10-
    İlaç yapmaya ayrılmış bankonun üzeri, cam, fayans veya mermer olacaktır. Hassas, santigram veya kiloluk teraziler, ayarları bozulmayacak şekilde banko üzerinde veya ayrı özel masada bulundurulacaktır.

    Laboratuar Kısmı
    Madde 11-
    İlaç yapmaya ayrılan laboratuar kısmında, majistral ilaç hazırlanmasında kullanılan kimyevi maddeler, galenik preparatlar ve droglar, cam şişelerde; ışıktan bozulabilecek maddeler ise, renkli şişelerde ayrı bir dolapta bulundurulacaktır. Laboratuarlarda akar su bulunması şarttır.

    Zehirli Maddelere Ait Dolaplar
    Madde 12-
    Bütün zehirli maddeler, Kodekse göre ayrılarak, ayrı dolaplarda bulundurulacaktır. Dolaplardan birisinin kapağı kırmızı boyalı olacak ve üzerine "şiddetli zehirler" diğeri ise yeşil renkte boyanacak ve üzerine" ayrı bulundurulacak zehirler" ibaresi yazılacaktır. Bu dolapların her zaman kilitli bulundurulması ve anahtarının eczane mesul müdüründe bulunması zorunludur. Bu dolaplara konulacak zehirlerin cinsine göre içersine konulacak ilaç şişelerinin üzerine kırmızı veya yeşil etiketlere isimleri yazılacak, ayrıca "şiddetli zehir" veya "ayrı bulundurulacak zehir" ibaresi yazılı bandroller yapıştırılacaktır. Kırmızı reçeteye tabi ilaçlar çelik kasada saklanacaktır.

    Tadilat ve İnceleme
    Madde 13-
    Eczanede önemli tadilat yapılması istenildiğinde, ilgili İl Sağlık Müdürü veya görevlendireceği eczacılık şubesi yetkilisi tarafından eczanede gerekli inceleme yapılır. Rapor düzenlendikten ve eczanenin ruhsatnamesi sahip ve mes'ul müdürüne verildikten sonra, Bölge Eczacı Odası ve Mahallin en büyük Sağlık Amirliğince uygun görülmedikçe, eczane krokisi ile bölümleri üzerinde tadilat yapılamaz.

    Teknik İmkanlar
    Madde 14-
    Eczaneler, bulundukları yerdeki aydınlatma, su, telefon gibi teknolojik imkanlardan faydalanmak zorundadırlar.

    Ecza Maddelerinin Saklanması
    Madde 15-
    Bütün kimyevi ilaç hammaddeleri, hazır ilaçlar, aşı ve serumlar, Kodeksteki özellikleri ve ambalaj üzerindeki muhafaza şartları göz önüne alınarak, gerektiği gibi saklanacaktır. Bu sebeple eczanenin iç ısısı da gerekli ölçüler içinde tutulacaktır.
    Brom, iyot, asit, alkalen gibi etiketleri bozan malzemeler bulunan şişeler etiketleri, çıkmayacak ve bozulmayacak şekilde olacak; gerekirse, şişeye yağlı boya ile yazılacaktır. Bozulan ve kirlenen etiketler yenilenecektir.

    Eczanelerde Bulunması Mecburi İlaçlar
    Madde 16-
    Eczanelerde bulundurulması mecburi olan ilaç, tıbbi madde ve malzemeler Türk Eczacıları Birliği ile Sağlık Bakanlığı'nca her yıl hazırlanacak liste ile belirlenir. Listede belirlenenlerin piyasada bulunduğu sürece, her eczanede bulunması mecburidir. Bulundurmayan eczaneler eksiklerini tamamlayıncaya kadar İl Sağlık Müdürlüğü'nce kapatılır.

    Eczane Levhası
    Madde 17-
    (Değişik fıkra: 9.12.2004 - 25665) Eczanelerin görülebilir cephelerinden en az birine, eczanenin adını gösterir ışıklı veya ışıksız levha konulur. Ayrıca eczanenin sahip ve mesul müdürünün adı ve soyadı, rahatça okunabilecek şekilde vitrin camına yazılır.
    (Ek fıkra: 25.10.1999 - 23887) Asgarî ve azamî ebatları, muhtevası ve renkleri Türk Eczacıları Birliği'nce belirlendikten sonra Sağlık Bakanlığı'nca uygun görülecek standartlardaki ışıklı levhalar da, eczanelerin ruhsatında belirtilen giriş kapısının bulunduğu cepheye konulabilir.

    Nöbetçi Eczane Levhası
    Madde 18-
    Eczaneler, kapalı olsalar dahi, nöbetçi eczaneleri gösteren ışıklandırılmış bir levha asmak zorundadırlar. Ayrıca, nöbetlerde içerdekileri uyarmak için, eczane kapılarına zil düzeni kurulması zorunludur.

    Eczanenin Devri
    Madde 19-
    Bir eczanenin başka bir eczacıya devri işlemleri, İl Sağlık Müdürlüğünce görevlendirilen bir yetkili ile Bölge Eczacı Odası yetkilisi huzurunda yapılır. Durum, bir tutanakla tespit edilir.

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    Eczane Hizmetleri



    Ecza Maddelerinin Özellikleri ve Sorumluluk
    Madde 20-
    Eczanelerde bulunan bütün eczanın Türk Kodeksindeki özelliklerde olması şarttır. Bu hususlardan eczanenin sahip ve mes'ul müdürü sorumludur.

    Miatlı İlaçlar ve Sorumluluk
    Madde 21-
    Eczane sahip ve mes'ul müdürü, zamanla bozulan ve müddeti geçen ilaçları zaman geçmeden değiştirmek veya imhasını yapmakla sorumludur. Miadı geçmiş müstahzarlar, satılmak üzere bulundurulamaz.

    Kabul Edilebilecek Reçeteler
    Madde 22-
    Eczanelerde yalnızca tabipler, diş tabipleri ve veteriner hekimler tarafından yapılmak üzere yazılan reçeteler kabul edilir. Okunamayan reçetelerin düzeltilmesi için, ilgili tabiple irtibat kurulur.

    Psikotrop İlaç Reçeteleri
    Madde 23-
    Uyuşturucu ve alışkanlık yapıcı ilaçlar, ancak özel reçetelerine yazılması halinde verilebilir. Bu reçeteler sahibine geri verilmez. Tekrarında ayrı reçete getirilmesi zorunludur.

    Özel Durumu Olan Reçeteler
    Madde 24-
    Türk Kodeksinde yazılı en çok miktardan fazla dozları içeren reçeteler hakkında, 6197 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin 2 inci fıkrası gereğince hareket edilir.
    Birinci fıkrada belirtilen reçetelerde; yazan tabibin ismi, adresi ve protokol numarası ile hastanın isim ve açık adresi belirtilmiş olmalıdır. Miktarların ise, Sağlık Bakanlığı genelgelerine uyması şarttır.

    Reçeteler Üzerindeki İşlemler
    Madde 25-
    Hazırlanan reçeteler, eczane mes'ul müdürü tarafından imzalanıp tarih konularak eczane kaşesi ile mühürlenir. Bakanlık ve Türk Eczacıları Birliğince belirlenen ilaçlar ile majistral, uyuşturucu ve psikotrop ilaçlara ait reçeteler, reçete kayıt defterine kayıt edilir. Uyuşturucu ve psikotrop ilaçlara mahsus reçeteler, geri verilmeyerek eczanede saklanır. Sağlık Bakanlığı genelgelerine göre işleme konulur.

    Yapma İlaçlar, Etiket ve Ambalaj
    Madde 26-
    Yapılan ilaçların ambalajına etiket yapıştırılır. Bu etiketler üzerine eczanenin, doktorun ve hastanın isimleri, defter kayıt numarası ve ilacın kullanılış şekli yazılacaktır. İçilecek ilaç etiketleri beyaz, dıştan kullanılacak ilaç etiketleri kırmızı renkli olmalıdır. Eczanelerde hazırlanacak ilaçlar, hiç kullanılmamış, yeni ve uygun ambalajlara konulacaktır.

    Hazırlanacak İlaçlarla İlgili Reçeteler
    Madde 27-
    Eczanelerde hazırlanmak üzere bırakılan reçetelerin, yazan tabip ile sahibi olan hastadan veya hastanın yakınından başkasına gösterilmesi ve aslının veyahut kopyasının verilmesi yasaktır.

    Nöbetçi Eczane
    Madde 28-
    Birden fazla eczanesi olan yerlerde, bayram ve diğer resmi tatil günlerinde ve belirlenen çalışma saatleri dışında, yalnız nöbetçi eczaneler açık kalacaktır. Nöbetçi olmayan eczacılar eczanelerini kapatmaya mecburdurlar.


    Nöbetçi Eczanelerin Çalışma Düzeni
    Madde 29-
    Eczanelerin bulundukları yerlerin özellikleri de göz önüne alınarak, nöbet tutulacak günler ve çalışma saatleri ile kaç adet eczanenin nöbetçi kalacağı, Bölge Eczacı Odası veya temsilcisi tarafından belirlenir ve bir nöbet listesi hazırlanır. Bu listeler, İl Sağlık Müdürlüğü veya görevli yetkililerin kabul ve onayı ile uygulamaya konulur.
    Nöbetçi eczanelerin halk tarafından kolayca bilinmesi için, hazırlanan nöbet listeleri, eczacı odası yetkililerince polis merkezlerine, garnizon komutanlıklarına, PTT danışma servisine, yataklı tedavi kurumlarına, mahalli gazetelere ve ilgili olabilecek diğer kurumlara verilir.
    Gece nöbet tutacak eczanelerin gece boyunca mutlaka kapılarının açık olması zorunlu değildir. Ancak, eczane sahip ve mes'ul müdürünün başvuru halinde gereken hizmeti yerine getirmesi şarttır.

    Eczane Çalışanları
    Madde 30-
    Eczanelerde çalışan personel, eczane mes'ul müdürünün sorumluluğu altında çalışırlar. Çalışanların personel defterine kaydı mecburidir.

    Eczanelerde Staj
    Madde 31-
    Eczacılık Fakülteleri öğrencilerinden eczanelere staj görmek üzere kabul edilenlerin giriş ve çıkışları, özel bir deftere kaydedilecektir. Staj sonunda, çalıştıkları süreyi ve yaptıkları çalışmaları belirleyen belge, öğrencinin fakültesine gönderilecektir.

    BEŞİNCİ BÖLÜM
    Eczanelerin Teftişi


    Teftişe Yetkili Olanlar
    Madde 32-
    Eczaneler, senede en az iki defa teftiş edilirler. Teftiş, Sağlık Bakanlığı müfettişleri veya bulunamadığı yerlerde Sağlık Müdürlüğü veya Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilecek Sağlık Müdürlüğünde görevli eczacı ve hekim tarafından yapılır. Sağlık Müdürlüğünce görevli eczacı yoksa, görev verilecek bir hekim ile Bölge Eczacı Odası yetkilisi veya temsilcisi tarafından teftiş yapılır.

    Teftişin Şekli
    Madde 33-
    Teftiş yapanlar, eczanelerde Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını denetlerler ve neticelerini basılı raporlardaki özel hanelere yazarlar.
    Gereken önerileri, eczanelerde bulundurulması zorunlu olan teftiş defterinde belirterek altını imzalarlar.
    Teftiş raporları, müfettiş ile beraber eczacı tarafından imzalanır.

    ALTINCI BÖLÜM
    Çeşitli ve Son Hükümler

    İlacın Kapsamı
    Madde 34-
    Bu Yönetmelikte belirtilen ilaçlara, 6197 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde yazılı beşeri ve veteriner ilaçlar, kimyevi maddeler ve zirai ilaçlar ile kozmetik ürünler yanında hastaların teşhis ve tedavisinde kullanılacak bütün sıhhi malzemeler, medikal aletler ve maddeler de dahildir.

    Önlük Mecburiyeti
    Madde 35-
    Eczane sahip ve mes'ul müdürü ve diğer personel, beyaz önlük giyecektir. Eczacı önlüklerinin göğüs cebi üzerinde eczacının ad ve soyadının belirtilmesi zorunludur.

    Defterler
    Madde 36-
    Eczanelerde aşağıda yazılan ve sayfaları ekte gösterilen defterlerin tutulması mecburidir;
    1. Reçete kayıt defteri (Ek:1),
    2. Uyuşturucu maddelerin kayıt defteri (Ek: 2),
    3. Psikotrop (alışkanlık yapıcı) ilaçların kayıt defteri (Ek: 3),
    4. Teftiş defteri (Ek: 4),
    5. Personel defteri (Ek: 5),
    6. Stajyer defteri (Ek: 6),
    Eczacılar, defterleri bağlı oldukları Eczacı Odalarından alacaklardır. Defterlerin kullanılmadan önce Eczacı Odalarına tasdik ettirilmeleri şarttır.
    (Yeni Fıkra: R.G.: 25.10.1999/23887) Eczanelerde, birinci fıkradaki reçete kayıt defterinin yerine kaim olmak üzere, ilgili eczacı odasınca tasdik edilmiş bilgisayar formları da kullanılabilir.

    Yürürlükten Kaldırılan Hükümler
    Madde 37-
    18.12.1953 tarih ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki Kanunun 20 inci Maddesine Tevfikan Hazırlanan Talimatname ile ek ve tadilleri yürürlükten kaldırılmıştır.

    Geçici Madde 1- (Değişik madde:15.10.1993 - 21729) Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce açılma ruhsatı verilmiş bulunan eczaneler, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrası hükmü hariç olmak üzere, yönetmeliğin diğer hükümleri ile öngörülen gerekleri en geç on sekiz ay içerisinde yerine getirmek zorundadırlar. Aksi takdirde, durumlarının bu Yönetmeliğe uymadığı yapılacak kontrol ve denetim neticesinde anlaşılan eczanelerin faaliyetleri Bakanlıkça durdurulur.

    Geçici Madde 2- (Değişik madde: 5.3.1993 - 21515)Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce açılma ruhsatı verilmiş olan ancak bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası hükümlerine uymayan eczanelerin yalnız bir sefere mahsus olmak üzere devir veya nakline, 9. maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilir.
    Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce 37. madde ile yürürlükten kaldırılmış bulunan Talimatname hükümlerine uygun büyüklükte eczane açılacak yerleri olan veya bu yerleri kiralamış ya da mülk edinmek için akit yapmış olduğunu resmi belge ile ispat eden eczacılar, bu yerlerde eczane açmak istedikleri taktirde ruhsatname talepleri hakkında 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın bu Yönetmelik hükümlerine göre işlem yapılır. Bunlar da birinci fıkradaki haklardan faydalanabilirler.

    Yürürlük
    Madde 38-
    Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    Yürütme
    Madde 39-
    Bu Yönetmeliği Sağlık Bakanlığı yürütür.

    ECZACİLİK YEMİNİ

    Eczacilik meslegi üyeleri arasina katildigim bu andan itibaren,
    hayatimi insanlik hizmetine vakfedecegime,
    san'atimi hakkaniyetle icra edecegime ve
    bilgilerimi insanlik aleyhine kullanmayacagima,
    meslegim dolayisiyla ögrendigim sirlari saklayacagima,
    hastanin sagligini bas kaygim olarak telakki edecegime,
    meslektaslarima saygi gösterecegime,
    düskünleri her hususta gözetecegime ve
    onlara yardim edecegime,
    din, millet, irk, parti ve sosyal sinif farkalarinin
    vazifemle vicdanim arasina girmesine müsade etmeyecegime,
    hocalarima karsi hürmet ve minnettarligi ömür boyu muhafaza edecegime,
    NAMUSUM VE VICDANIM ÜZERINE AND ICERIM..